bebek ve çoçuk hastalıkları

9/1/2009 ·

çocuk felci
Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

çocuklarda gelişme bozuklukları
çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir.

ağız yaraları
Ağız yaraları, "basit" ve "derin" veya "sert kenarlı" yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

altını ıslatmak
Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

boğmaca
Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki adı Pertussis'dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar, nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda yumuşak yiyecekler verilmelidir.

büyüsel (majik) düşünme
Bir tür dereistik düşünce; çocukların preoperasyonel (işlem öncesi) (Jean Piaget) evresindekine benzer düşünme; burada düşünceler, sözcükler veya eylemler güç kazanırlar (Örneğin olaylara neden olabilir, ya da bunları engelleyebilirler).

conduct disorder
çocukluk çağında davranım bozukluğu.

çok uyumak
1 ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar. 5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir. 8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir. 20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir.

havale
Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.

hospitalizm
Uzun süre annesiz kalan çocuklarda görülen bir yuva hastalığı.

idrar tutamamak
Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir.

kabakulak
Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.

kernicterus
Yeni doğanın şiddetli ikterinde beynin bazı çekirdeklerinin bilüribinin etkisiyle toksik degenerasyonudur. çocukta zeka geriliği ve spastisite görülebilir.

kısırlık
Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir. - Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir. - Kadınlarda Kısırlık Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir. çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.

kızamık
Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.

kızamık
Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir. Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.

kızamıkçık
Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade çocuklarda görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık, havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür. Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da şarttır.

kusmak
Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır. Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.

pamukçuk
çocuklarda görülen ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde candia albicans denir.

pediatri
çocuk hastalıkları ile uğraşan tıp dalı.

pediatrist
çocuk hastalıkları uzmanı.

pedofili
çocuklarla cinsel ilişki tutkusu.

penisenvy
Kız çocuklarında görülen penise imrenme tutumu.

rahim iltihabı
Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir.

raşitizm
D vitamini eksikliğinin neden olduğu, çocuklarda görülen bir hastalıktır.Kemik teşekkülünün tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde deformiteler teşekkül eder.

raşitizm
çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.

separasyon anksiyetesi
çocuklarda ana, babadan veya bağlandıkları birinden ayrıldıklarından önce veya sonra ortaya çıkabilen bir tür fobik anksiyete.

servi kozalağı
Cupressi çocukların gece işemelerinde, haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karşı kullanılır.

skorbüt
C Vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay süreyle yeteri kadar C vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar. Hastada dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların iyileşmesi gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik hastalıklara yakalanma ihtimali artar. Küçük çocuklara her gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış portakal, limon veya greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş olur.

yabancı cisimler
Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancı cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen am


Yorum (yok) Yorum yaz!

kanser

9/1/2009 ·

Kanseri boğmak
Son 15 yıldır sürdürülen çalışmalar sonucu kanseri boğarak öldürebilen ilaçların ilk örnekleri geçen yıl ABD'de kullanıma girdi. Bu, bir devrim niteliğinde. Yaklaşık 50 yıldır kanser tedavisi, tümörlü hücreleri zehirleyerek öldüren ilaçlarla yapılıyordu. Ancak bu yöntem kullanılırken normal hücrelerin zarar görmesi engellenemiyordu. Sonuçta da saç dökülmesi, bulantı, kusma, halsizlik gibi yan etkiler ortaya çıkıyordu. Oysa artık amaç, kanser hücrelerinin kendisi değil, kanser hücresinin lojistiğini yok etmek. Gelinen aşama özetle şöyle:
Normalde vücutta var olan damarların dışında yeni damar oluşumu yok. Ancak, acil durumlarda yeni damarlar yaratılabilir. Elimiz kesildiğinde vücudumuz, yara iyileşene dek orada yeni damar inşa eder.
Tıpkı bir ordunun lojistik hatlara ihtiyacı olduğu gibi, bir tümörün de büyüyebilmesi için kan damarlarına gereksinimi var. Tümörün yaşayabilmesi için en yakın damardan en fazla 1 milimetre uzakta olması şart. Yoksa bir topluiğne başı kadar büyüyebilir. Bu da hastalık yapmaz.
Ancak tümörler, varlıklarını sürdürebilmek için yakınlarındaki kan damarlarına bazı sinyaller yollayarak yeni kan damarları meydana getirir. Bu küçük kanallar, gelişmesi için ihtiyaç duyduğu besini ve oksijeni tümöre taşır. Dolayısıyla kanser yaşamını sürdürmek, büyümek için elverişli şartlara kavuşmuş olur.
İşte kanseri boğarak öldürmek yöntemi bu aşamada devreye giriyor. Bu sınıf ilaçlar, bir tümörün damar oluşturması için yolladığı sinyalleri veren anteni kırıyor, bozuyor ya da bloke ediyor. Böylece kanser orada besinsiz ve oksijensiz kalıyor, bir anlamda boğuluyor.
Yöntemin en heyecan verici yanı, potansiyel olarak çok az yan etkisi olabilecek bir tedavi. Yeni kan damarı oluşumu kapatılınca tümör cinsine bakılmaksızın birçok tümöre karşı etkili bir tedavi yapılıyor.
Peki kanseri boğarak öldürme tedavisinde hangi aşamadayız? Henüz emekleme çağında. Yine de şimdiden ABD'de FDA onayı almış bir ilaç var. 'Avastin' adlı bu ilaç, yayılmış bağırsak kanserinde ilk seçenek tedavilerden biri olarak kullanılmaya başlandı. Kemoterapiyle birlikte etkisi daha da artıyor. Yani kanser 'bir yandan kemoterapiyle tokatlanıp, bir yandan da bu ilaçlarla lojistikten yoksun bırakılıyor'. Böylece, hastada ortalama ömür süresi, eskiye göre yüzde 20-30 kadar uzayabiliyor.
Türkiye'de bu ilaçlar henüz kullanılmıyor ama kısa bir süre sonra gelmesi bekleniyor.
Kanseri boğarak öldürmek yönteminin aynı prensiple bazı romatizmal hastalıklar, eklemlerdeki bozulmaları önleme, şeker hastalığı ile gelişen görme bozukluklarında da kullanılabileceği öngörülüyor.
Genetik çalışmalar
Önümüzdeki 10 yıl içinde köklü değişiklikler genetik alanda olacak. Birkaç yıl önce insan genetik kitaplığının kodu çözüldü. Yani artık şifremizi biliyoruz. Mesela ortaçağda yaşayan bir çiftçisiniz. Elinize Boeing 747'nin nasıl yapılacağına dair bir kitap verildi. Kitapta her parçanın teknik özellikleri, nasıl kurulacağı anlatılmış. Hayatınızda hiç uçak görmemiş dahi olsanız, elinizdeki bilgilerle çok şey öğrenebilirsiniz. Gen haritası da buna benziyor.
p53 diye adlandırılan bir gen konusunda ilginç gelişmeler var. Bu genin özelliği, hasar gören hücrelere intihar etmesini emretmesi. Herhangi bir nedenle hasar gören bir hücrenin bozuk yapısının daha sonraki hücrelere aktarılmaması için p53 geni aktive olarak bu hücrelerin kendi kendini öldürmesini sağlıyor. Araştırmalara göre p53, akciğer, pankreas, başboyun kanserlerinde çalışmaz durumda.
Şimdi hiç de hayali olmayan bir senaryo: p53 genini bir akciğer kanseri hastasının tümörüne geri verdiğinizi düşünün. Tümörlü hücreler intihar edecek ve kanser ortadan kalkacak. Bu teknik henüz klinik deney aşamasında ama gelecek için çok umut vaat ediyor.
Kemik iliği, kök hücre
Kemik iliğindeki kök hücreler, aldıkları sinyallere bağlı olarak değişime uğrayan ve birçok değişik kan hücresini tek bir kaynaktan oluşturan hücreler olarak tanımlanıyor. Bu hücreleri damarlarda dolaşan kandan elde etmek ve hastalara vererek onların vücutlarında kan yapılmasını sağlamak mümkün. Kanser hücreleriyle kirlenme riskinin daha az olması kök hücre naklinin kanser tedavisinde kullanılmasına olanak tanıyor.
Nakil sırasında, daha önceden toplanan kök hücreler hastaya damardan veriliyor ve bu hücreler kemik iliğine yerleşerek kan yapmaya başlıyor. Kemik iliği ve kök hücre nakli günümüzde birkaç ana nedenden ötürü kullanılıyor. Tedaviye dirençli olan bazı kanserlerde yüksek doz tedavi verebilmek bu nedenlerden biri. Çok yüksek dozlu tedavi, çoğu kez kemik iliğindeki hücreleri de öldürdüğü için normalde mümkün değil. Ama tedavi sonrası hastaya ilik ya da kök hücre nakli yapılırsa kemik iliği yeniden normal çalışmaya başlayabiliyor.
Diğer neden ise kemik iliği kökenli bazı kanserlerin yok edilmesi. Akut myelositik ve lenfositik lösemi, kronik myelositik lösemi ve özellikle multiple myeloma gibi bazı kan kanserlerinin ve bazı lenf kanserlerinin tedavisinde son yıllardaki gelişmelerle kök hücre naklinin artık kabul edilmiş bir yeri var.
Türkiye'de bazı üniversite ve özel hastanelerde uygulanabiliyor.
İkinci ameliyata son...
Kanser konusunda yüz güldürücü gelişmelerden biri de her 100 bin kişiden beşinde ortaya çıkan beyin tümörüyle ilgili. En yaygın tedavi yöntemi ameliyat. Ancak bu hem çok zor hem de riskli. Çünkü tümörler bazen konuşma, hareket veya görme merkezinin yakınında olabilir. Bu da kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ancak yaklaşık altı aydır, tıp teknolojisindeki yeniliklerden biri olan 3 Tesla MR adı verilen cihaz sayesinde beyin tümörleri ameliyatları kolaylaştı.
Acıbadem Kozyatığı Hastanesi radyoloji uzmanı Dr. Alp Dinçer, bu cihazın klasik görüntüleme cihazlarından farkını iki ayrı vaka örneğiyle açıklıyor:
"Klasik uygulamada hastanın tümörü sadece ameliyat öncesinde görüntülenir. Daha sonra tümör bölgesine yönelik ameliyata başlanır. Cerrah, kafatasını açar, tümör bölgesine ulaşır ve görebildiği kadar tümörü çıkarır. Büyük bir bölgede çalışamaz, beyne zarar verme olasılığı vardır.
Ya tümör kalmışsa!
Dolayısıyla cerrah tümöre eriştiğinde onu her zaman tam olarak çıkardığından emin olamaz. Tahminen ameliyatın ertesi günü çekilen MR'da neler olup bittiğini görebilir. Tümör kalmışsa hastayı ikinci ameliyat bekler.
Şimdi de başka bir beyin tümörlü vaka düşünün. Kafatası açılan hastanın ameliyat sırasında 3 tesla intraoperatif cihazı sayesinde tümörünün büyüklüğü, yeri gibi her ayrıntısı incelenebilir. Diyelim, cerrah tümöre ulaştı ve o sırada görüntülemeye ihtiyaç duydu.
Hemen MR cihazıyla hastaya bakılabilir. Gerçekten tümörün ne kadarı alınmış, ne durumda, ne kadar normal dokulara yakın çalışıldı, tümörün içi ne kadar kanamış... Bunların hepsini görme şansı elde ediyoruz.
Ameliyat sonlandırılmadığı için gerektiğinde 30 saniye sonra operasyona kaldığı yerden devam edebiliyoruz. Böylece ikinci ameliyat olasılığı ortadan kalkar.
Bu teknolojiye bugün için Türkiye'de sadece Acıbadem Hastanesi sahip bulunuyor."
Bir testle kanser riski belirlenebilir
Gen çalışmaları alanındaki gelişmeler sayesinde şimdiden bazı kanser türleri için risk olasığılını ortaya çıkarmak mümkün. Dr. Kerim Kaban, özellikle meme, yumurtalık ve bağırsak kanserleri için basit bir testle risk olasılığının belirlenebildiğini söylüyor. Kaban'a göre, yakın akrabalarınızda bu kanserlerden biri varsa, sizi hangi genin bu kanserlere hassas hale getirdiği biliniyor:
"Bir kan testi yapıyoruz ve sizde DRCA 1 ve DRCA 2 geni varsa, diyoruz ki, meme kansere riskiniz yüzde 50. Bütün meme kanserlerinin sadece yüzde 10'u genle açıklansa bile bu hiç de az bir rakam değil. Eğer bu gen sizde olmasaydı, riskiniz yüzde 10-14 olacaktı."

Yorum (yok) Yorum yaz!

behçet hastalığı cilt bakımı

9/1/2009 ·

behçet hastalığı cilt bakımı


İlk defa 1937 yılında bir Türk doktoru olan Hulusi BEHÇET tarafından teşhis edilen ve bu nedenle uluslararası tıp camiasında Behçet Hastalığı ya da Behçet Sendromu olarak adlandırılan hastalık; özellikle deri altı, göz, beyindeki kan damarlarının iltihaplanmasına yol açan, sebebi bilinmeyen. nadir görülen, bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalıktır.

Daha çok 30-40 yaşlarında ve erkeklerde görülür.

Behçet Hastalığı başta Türkiye olmak üzere Çine kadar uzanan İpek Yolu üzerindeki ülke insanlarında diğer ülkelere nazaran daha sıkça rastlanmaktadır, fakat yine de dünyanın her yerinde Behçet Hastalığı görülmektedir. Dünya'da en çok Japonya, Türkiye ve İsrail'de görülür. ABDde de yaklaşık 20.000 kişi Behçet hastasıdır. Bu sebeple hastanın ırkına ve bulunduğu ülkeye bakılmaksızın Behçet Hastalığı ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir.

Behçet hastalığı bulaşıcı değildir. Her ne kadar hastalığın kalıtımsal olduğuna dair şüpheler olda da bu sav ispatlanmış değildir. İki kardeşten biri Behçet hastası iken diğeri gayet sağlıklı olabilir.


Belirti ve bulguları nelerdir ?

Behçet hastalığı kendine özgü belli bulguların varlığı ile teşhis edilir. Majör kriterler denen ve bu hastalıkta görülen belirti ve bulgular şunlardır:

- Ağızdaki tekrarlayan aftlar (aftöz ülserler)
- Göz belirtileri : İritis, iridosiklitis, hipopiyon
- Genital bölgedeki yaralar ve nongonakoksik üretrit
- Deri lezyonları : Eritema nodosum, yüzeyel tromboflebit, deride püstüller, deride paterjik reaksiyon

Behçet Hastalığı esas olarak bir damar iltihabıdır Bu nedenledir ki bulgular, damar iltihabının olduğu yere göre ortaya çıkar.

Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir. Bazı bulgular hastalığın ilk yıllarında yok iken birkaç sene sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle bulgular ortaya çıktıkça bir yerlere yazılması ve dökümante edilmesi önemlidir. Bir doktorun görmesi için örneğin deride çıkan yaraların fotoğrafı çekilebilir. Behçet Hastalığında görülen bazı bulgu ve belirtiler aynı zamanda Lupus, Lyme ve Crohn gibi hastalıklarda da görülebilmektedir. Behçet Hastalığı teşhisi konmadan önce diğer hastalık

olasıklıklarını dikkate almak ve değerlendirmek için kan testleri ve/veya biyopsiler yapmak gerekir. Teşhiste yararlı olan fakat Behçet Hastalığının kriteri olarak kabul edilmeyen diğer belirti ve bulgular ise şunlar olabilir;

- Subkutanöz tromboflebit (deri yüzeyinin altındaki bir damarın enflamasyonu)
- Arteriel tromboz (Derinin iyice altında yer alan bir damarın trombozu; bunun sonucunda kanın pıhtılaşması)
- Epididimit (testisin üzzerinde yer alan epididim'in iltihabı)
- Arterial oklüzyon
- Merkezi sinir sisteminin tutulumu (harekette veya konuşmada güçlük yaşanması gibi bulgular)
- Şiddetli baş ve boyun ağrısı (aseptik menenjit ihtimali)
- Eklem ağrıları veya artirit
- Hastanın ailesinde de Behçet Hastalığının olması

Bunların yanısıra aynı zamanda aşırı yorgunluk hissedilebilir; yorgunluk bir çok bağışıklık sistemi hastalığında olduğu gibi hastalığın bulgularını ağırlaştırabilir.

Teşhiste kullanılan testler nelerdir ?
Günümüzde Behçet hastalığı için kabul görmüş tek test paterji testidir. Steril saline çözültesinin deri altına enjekte edilmesinden 24-48 saat sonra bir papül yada püstül oluşması testin pozitif olduğunu gösterir. Testin sağlıklı olması için paterji testinin aktif Behçet semptomları görüldüğü zaman yapılması gerekir. Yine de aktif semptomlar görülmesine rağmen paterji testinin sonucu pozitif olmayabilir. Paterji testinin pozitif çıkması tek başına Behçet teşhisi konması için yeterli değildir ve mutlaka diğer belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir. Test negatif çıksa bile, bir çok Behçet hastasında enfeksiyon sahasında enflamasyon reaksiyonu görülebilir. Teşhis için kullanılan bir başka araç ise kan alınarak bakılan hastanın HLA doku tipinin araştırılmasıdır. Bazı HLA doku tipleri Behçet hastalarında daha sık görülmektedir. Bu tipler HLA-B5 ve HLA-51 dir (ve diğer çok görülen alt gruplar); fakat Behçet teşhisi konması için bu HLA tiplerinin olması şart değildir. Yeni yapılan çalışmalar MICA geninin (A6 allele) teşhis için HLA doku tiplerin daha da yararlı olduğunu ortaya koymuştur.

Şu an için Behçet teşhisi için özgül olarak kullanılan bir laboratuvar testi yoktur. Rutin (her hastaya yapılan) tahlillerden Sedimantasyon (kanın çökme hızı) bazı hastalarda hastalığın alevlendiği dönemlerde artmaktadır fakat bu durum tüm hastalar için genellenemez. Bazı enzim düzeyleri de değişikliğe uğramaktadır. Bir çok hastanın test sonuçları gayet normal çıksa da hastada ağır semptomlar görülebilir.

Nedenleri nelerdir ?
Behçet hastalığının kesin ve belirlenmiş bir nedeni henüz bulunamamıştır. Ancak bir çok uzman hastalığa yatkın insanlarda hastalığı başlatan (daha doğrusu tetikleyen) bir dış etki ya da virüslerden şüphelenmektedir.

Tedavi yolları nelerdir ?
Hastalığın şu anda kesin bir tedavisi yoktur fakat çeşitli semptomları iyileştirmek için tedaviler bulunmaktadır. Örneğin ağızda çıkan yaraları iyileştirmek için kullanılan merhemler gibi. Siklofosfamid, Klorambusil, Azotiopirin gibi bazı immunosupressif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaçlar tedavide denense de toksik (zehirli) etkileri nedeniyle devamlı kullanılamazlar

Yorum (yok) Yorum yaz!

saç dökülmesi kellik saçkıran

2/1/2009 ·

▪ Saçkıran (kellik saç dökülmesi tedavisi). Saçkıran mantarların sebep olduğu saç dökülmesi - kellik görülen bulaşıcı ve mikrobik bir hastalıktır. Kıl diplerine yerleşen mantarların burayı tahrip etmeleri sonucu saç dökülmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

▪ Röntgen şua tedavisi gören kanser hastalarında da geçici saç dökülmeleri görülür.



√ ♥ Saçkıran (kellik saç dökülmesi) durumunda ne yapmalı :
● Saçkıran ilk belirtileri ortaya çıktığı zaman mutlaka doktora gidiniz. Hastalık ilerlediği takdirde kıl dipleri körelecek; saçın tekrar çıkması adeta imkansızlaşacaktır.

● Saç dökülmesine neden olan mantarın cinsini tesbit etmek için mor ötesi ışık kaynağı altında mikroskobik inceleme yapılır.

● Mantarın cinsine göre, en az altı hafta süre ile kullanılacak mantar öldürücü ilaçlar verilir.

● Saçkıran (kellik saç dökülmesi) tedavisi sırasında, ilacın iyi tesir etmesi için, saçlar sıfır numara tıraş edilir.

● Hasta, tedaviden iyi netice alınıncaya kadar, çocuklardan uzak tutulmalıdır. Zira kellik, ergenliğe ulaşmış olanlara bulaşmamaktadır. Başında kellik bulunan yetişkinler, bu hastalığa çocukluk devresinde yakalanmış demektir.

● Derisi yağlı olanlar ve vitamin eksikliği çekenler de kolayca kelliğe (saç dökülmesi) maruz kalabilmektedirler. Saç boyaları, kalitesiz sabunlar ve çeşitli saç spreyleri de " saç dökülmesi " ne sebep olmaktadırlar.

● Sinir gerginlikleri, aşırı stres, aşırı yorgunluk ve bozuk hayat şartları ayrı bir saç dökülme sebebidirler

Yorum (yok) Yorum yaz!

AKUPUNKTUR

2/1/2009 ·

AKUPUNKTUR

Akupunktur, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Yaklaşık 5000 yıl önce, Çin’de yaşayan Uygur Türkleri tarafından bulunmuştur. Acus (iğne), puncture (batırmak) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Çin’de ise iğnenin kendisi ve döndürülerek ısıtılması sebebiyle iğne ve ısı anlamına gelen “chen jiu” kelimeleri ile ifade edilir.
Akupunktur, organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır.

İğneler; altın, gümüş, bakır ve paslanmaz çelikten yapılır. Hastalığın ve kişinin özelliklerine göre metalin türü seçilir.
Akupunktur tedavisinde etkili olan en önemli unsur, iğnenin kendisi değil, yeri ve özelliği belli olan vücut yüzeyindeki giriş noktalarıdır. Eğer bu noktalar doğru bir şekilde uyarılmaz ise iğneyi batırmanın bir etkisi olmaz. Akupunktur’un asıl amacı önce noktayı uyarmaktır. Bu uyarma işlemi iğne, parmaklar ve lazer ile yapılabilir. Bu yöntemlerin hepsi tedavi edicidir.

Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:
*Çeşitli hastalıkların tedavisi
*Analjezi-anestezi
*Alışkanlık tedavisi
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmıştır.
AKUPUNKTUR TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Vücut Akupunkturu

Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Vücuttaki belirli akupunktur noktalarına iğneler yardımıyla yapılan uyarılar vücudun hemen her bölgesine iletilir. Bu iletilen uyarılar, akupunktur noktalarından sinir sistemine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyarıyı gerekli bölgeye ulaştırır ve akupunktur uygulanan bölgedeki enerji dengesi düzelir. Böylece hastalık da ortadan kalkmış olur.
Lazer Akupunkturu:
Bazı hastalıkların tedavisinde veya hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmaktadır. Bu yöntemde uyarı yapılacak bölgeye lazerle uyarı uygulanmaktadır. Özellikle ameliyat ve kazalardan sonra kalan izleri yok etmek konusunda oldukça başarılı bir yöntemdir. Ayrıca çocuklar için iğne yerine sıkça lazer kullanılır.
Tıbbi Masaj:
Günlük yaşamın veya iş hayatının yarattığı stresten ve var olan bazı rahatsızlıklardan kurtulmak için akupunktur tedavisi ile birlikte veya ayrı olarak uygulanabilir. Tıpkı, akupunkturda olduğu gibi bu tedavi de vücudun kendi kendisini onarmasına yöneliktir.
Bölgesel Zayıflama:
Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisi için kullanılan corpus line yöntemi, birbirini tamamlayan üç tekniğe dayanır.
1. İyonoferez: Dokularda birikmiş olan yağları su içerisinde eriterek dokunun yapısında bulunan suyu serbest bırakmak amacıyla yapılır.
2. Kas Sıkıştırma: Selülitli doku altında bulunan kasların uygun bir Elektro Sitimülasyon’a tabi tutulmalarını sağlar.
3. Aktif Drenaj: Bu teknikle iyonoferez uygulandıktan sonra selülite neden olan dolaşım bozukluğunu gidermektedir.
Bölgesel zayıflama ya da selülit tedavisinde bir kür ortalama 10 seanstır. Ancak bu, tedavi gören kişinin yapısına göre 15-20 seansa da çıkabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::