GEBELİKTE BESLENME
11/9/2008 · Kategori: gebelikde beslenme
Bebeğiniz sizden besleniyor, bu yüzden yemek düzeninizi değiştirmeniz gerekli mi? İşte ikinizin de ihtiyaç listesi ve nedenleri... 
Siz de farkındasınız ki siz ve bebeğiniz artık yediğiniz her şeyi paylaşan bir ikilisiniz. Hamilelikte, özellikle de bebeğin hızla geliştiği son üç aylık dönemde, çok bilinçli beslenmezseniz her ikinizin de sağlığı için gerekli besinleri alamazsınız.
Hamileliğinizin son dönemlerinde, haftada yarım kilo almanız normaldir. Bu sizi endişelendirmesin, çünkü bu kiloları aslında sadece siz almıyorsunuz, ayrıca bebek doğduktan kısa bir süre sonra onlardan kurtulabileceksiniz. Ne olursa olsun, bebeğinizin sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için hamileliğin son üç ayında biraz kilo almanız gerekiyor.
Uzmanlara göre bir bebeğin anne karnında sağlıklı yetişebilmesi için annenin hamileliği boyunca toplam aşağı yukarı 55.000 kalori alması gerekir. Bu ilk başta çok fazla gibi görünse de aslında hamileliğin ikinci yarısından itibaren gün başına 300 ekstra kalori alınması demektir. Bu da aslında her şeyin iki katı değil, yalnızca fazladan bir ara öğün demek. Yani bir bardak portakal suyu ve iki dilim tereyağlı kepek ekmeği, veya 4 adet kuru incir ve bir bardak yağsız süt demek. Aşağıda size beslenme konusunda ışık tutabilecek dört anahtar beslenme grubunu anlatacağız. Eğer hamileliğiniz boyunca dengeli beslenirseniz ve dengeli kilo alırsanız (uzmanlar 12 ila 15 kg almanın normal olduğunu söylüyor) sağlıklı bir bebek dünyaya getirme şansınız çok yüksek demektir.
PROTEİN ve DEMİR
Mikroskobik bir embriyoyu sağlıklı bir bebeğe dönüştürebilmek için milyonlarca ufak hücre gerekir. Protein esas olarak bu görevi yerine getirecek maddelerin oluşumunu sağlar. Hamileliğin son üç ayında günde 150 ila 200 gram protein almanız gerekir. Her biri iskambil kağıdı büyüklüğünde 75 gram kemiksiz et, tavuk veya balık mükemmel protein kaynaklarıdır. Ayrıca sebze temelli proteinler sağlayabileceğiniz nohut, mercimek ve fasulye gibi tahılları da unutmamak gerek.
Protein açısından zengin olan bir çok besin aynı zamanda iyi birer demir kaynağıdır da. Hamileliğin son aylarında bebek doğumdan sonraki ilk aylarında kullanmak üzere demir depolar. Bu dönemde kan hacminiz sürekli arttığı için sizin de demire ihtiyacınız vardır. Eğer yeterli demir almazsanız, bebek vücudunuzda depoladığınız demiri kullanmaya başlayacaktır. Bu nedenle demir eksikliği genelde yeni doğan bebeklerden çok hamile kadınlarda sıkça görülür.
DİĞER BESİN KAYNAKLARI
Besin ihtiyacınızı karşılayacak bazı sağlıklı seçenekler
MEYVE ve SEBZELER
Günde 5 porsiyon veya daha fazla yiyebilirsiniz. Farklı renklerde sebze ve meyveler, alacağınız gıdayı da çeşitlendirecektir. Her ne kadar her sebze ve meyve belli bir miktar besin değerine sahipse de, işte size folik asit açısından zengin değere sahip bir sebze ve meyve listesi:
Kuşkonmaz
Yeşil salata
Ispanak
Brokoli
Portakal
Son ikisi ayrıca C vitamini açısından da çok zengindir, (bu da demir yüklemesine yardım eder). Aşağıdakiler de C vitamini açısından oldukça zengindir:
Kavun
Greyfurt
Kivi
Patates
Domates
Karpuz
Biber
Karnıbahar
Çilek
TAHILLAR
Tüm bu seçenekler karbonhidrat açısından zengindir, dolayısıyla enerji verirler ve açlığınızı bastırırlar.
Aşağıda size değişik alternatifler olarak sunduğumuz lifli besinleri günde 6 defa ya da daha çok yiyebilirsiniz.
1 dilim ekmek
1 kase yulaf ezmesi veya mısır gevreği
½ kase haşlanmış makarna
½ kase pilav
½ kase bulgur pilavı
1 krep
4-6 adet kraker
2 kase patlamış mısır
2-3 adet grissini
PROTEİN VE DEMİR
Günde 3 öğün yemeyi hedeflemelisiniz. Aşağıdaki seçeneklerin demir oranı yüksek olmakla beraber, bu besinler protein açısından da zengindir.
50 gram kemiksiz et, balık veya tavuk
2 yumurta
1 kase pişmiş fasulye
Diğer iyi protein seçenekleri:
50 gram peynir
¼ kase kabak ya da ay çekirdeği
Aşağıdaki besin maddeleri yağ oranı açısından yüksektir, ara sıra yemelisiniz.
¼ kase fındık, ceviz ya da fıstık
4 kaşık fıstık ezmesi
KALSİYUM
Günde dört porsiyon almaya çalışın. Aşağıda verdiğimiz miktarlar bir bardak sütteki kalsiyuma (300 mg.) eşittir.
1 kase yoğurt ya da muhallebi
40 gr. beyaz peynir
Süt ürünleri dışında, aşağıdaki besinler de 300 mg. protein sağlar:
1 bardak kalsiyum katkılı portakal suyu
1 kase pişmiş ıspanak
1 ½ kase yulaf lapası
3 kase kuru fasulye
¾ kase badem
KEMİKLER İÇİN: KALSİYUM
Hamileliğin özellikle son 12 haftası, bebeğin kemiklerinin büyüyüp sertleştiği dönem olduğundan, kalsiyum ihtiyacının en yüksek olduğu haftalardır. Bebek, kalsiyum ihtiyacını anneden sağlar, bu yüzden annenin günde 1200 mg. kalsiyum almalısı gerekir.
Vücudunuza kalsiyum depolamadığınız takdirde, hayatınızın sonraki dönemlerinde kemik erimesi dediğimiz ostropoz hastalığına yakalanma riskiniz artar. Kalsiyum ihtiyacını en çok süt ürünlerinden alabilirsiniz, ancak fazla kilo almamak için yağsız süt ürünlerini tercih edebilirsiniz, bunlar yağlı süt ürünleriyle eşit kalsiyum içerirler. Bununla beraber peynir, yoğurt gibi fermente edilmiş süt ürünlerini daha kolay sindirebilirsiniz. Süt içmekte zorlanıyorsanız, sütü puding, çorba veya dondurma gibi yiyeceklerden de alabilirsiniz.
MEYVE VE SEBZE: VÜCUDUN CANLILIK KAYNAKLARI
Çoğumuz aslında meyve ve sebzeyi günde bir öğün yemekle yetiniriz, hatta birçok kez meyve yemeyi ihmal ederiz. Oysa meyve ve sebzeler tam bir enerji deposu olmalarının yanısıra, bebeğinizin ve sizin sağlığı için olmazsa olmaz besinlerdir. Sebze ve meyveler farklı ve zengin renkleri, kokuları ve tatları ile sofranızı daha da çeşitlendirir.
Bu yiyecekler artık günlük hayatınızın bir parçası olmalıdır. Sürekli aldığınız tahılların ve karbonhidratların en azından bir bölümünü meyve ve sebze ile değiştirebilirsiniz. Örneğin her öğünden sonra tatlı ihtiyacı duyuyorsanız, bir öğün tatlı yerine kavun veya portakal yemeyi tercih edin.
Ispanak ve diğer koyu renk yapraklı sebzeler folik asit açısından oldukça zengindir. Folik asit, bebeğin hücrelerinde doğru genetik yapının oluşmasına yardım eden çok önemli bir B vitaminidir. Her gün 400 mg. folik asit almak nöral tüp defekti denilen, omuriliğin çeşitli derece ve seyiyede açıklığı şeklinde ortaya çıkan rahatsızlığın oluşma ihtimalini azaltacaktır.
Ispanağı pişmiş sevmiyorsanız çiğ salata olarak da yiyebilirsiniz. Çiğ olarak yendiğinde bütün meyve ve sebzeler ihtiyacınız olan ekstra mineralleri, üstelik düşük kalorilerde sağlayacaktır.
ENERJİ KAZANMAK
Hamileliğinizin son döneminde vücudunuz normalden çok daha fazla yorulacaktır, ve ihtiyacınız olan enerjiyi size karbonhidratlar sağlayacaktır. Ekmek ve tahıllar karbonhidrat açısından zengin besinlerdir. Vücuda enerji vermenin yanısıra, B vitamini, demir ve folik asit açısından da zengindirler. Buğday ekmeği, bulgur ve kepekli yiyecekler de zengin lif kaynaklarıdır. Bu yüzden bu yiyecekleri masanızdan eksik etmemelisiniz. Örneğin eğer canınız tatlı istiyorsa kepekli undan yapılmış üzümlü bir kek veya sütle hazırlanmış mısır gevreği yiyebilirsiniz.
Doğru ve çeşitli besin almak hem sizin, hem de bebeğinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Unutmayın ki şu anda aileniz için seçtiğiniz ve hazırladığınız yemekler, onların 20 yıl sonraki sağlık durumunu etkileyecektir. Onlara ve kendinizi iyi bakmalısınız.
İşte ihtiyacınız olan tüm besinleri içeren bir öğün: domates ve marulla doldurulmuş tavuklu sandviç, yanında da meyve salatası.
Az ve sağlıklı öğünler: Hamileliğinizin sonunda her gün üç büyük öğün yemek sizi rahatsız edebilir. Öğünlerde az yiyip, öğünler arası ufak atıştırmalar sağlıklı beslenebilmenin diğer bir yoludur.
Ara öğünleri son öğününüzün bir devamı veya diğer öğünün başlangıcı olarak görmelisiniz. Örneğin sabah-öğle arası bir tost , öğle-akşam arası da salata yiyebilirsiniz.
Ara Öğünlerde sağlıklı şeyler yemeye dikkat edin: Meyveler vitamin açısından, tam kepekli krakerler de lifler açısından zengindir, yoğurt ise tam bir kalsiyum kaynağıdır. Yaratıcı olmaya çalışın, kendinize yeni yemekler yapın, kışın bir patatesi alüminyum folyoya sarıp fırında iyice pişirin. Eğer canınız tatlı istiyorsa gene sağlıklı seçenekler yaratabilirsiniz: kuru kayısı veya incir, pişmiş elma. Öğünlerle beraber içtiğiniz süt veya meyve suyu hazımsızlık yapıyorsa, içecekleri ara öğünlerde alın.
Midenizin sesini dinleyin: Salatalık ve dondurma gibi tuhaf kombinasyonları bir arada yemek hamilelikte sık rastlanan bir durumdur. Hamilelerin %80'i belirli yiyecekleri aşererler, %50'si ise bazı yiyecekleri görmek bile istemezler. Uzmanlar aşermenin gerçek olduğuna hemfikirdirler, ancak bunun nedeni pek bilinmemektedir. Koku ve tat alımında oluşan değişimler bu aşermeleri kısmen açıklayabilir.
Her şeyi Kararında Alın: Her besinden yeterli miktarlarda almanın en iyi yöntem olduğunu unutmayın.
Yağ: Yetişkinler günlük besin ihtiyaçlarının %30'unu yağdan karşılar. Bu hamile hanımlar için de geçerlidir, bu yüzden yağlı yiyeceklere çok itibar etmeyin.
Kolesterol: Hamilelikte kolesterole çok katı kurallar koymak doğru olmayabilir. Hamileliğin bir sonucu olarak kan kolesterolünüz yükselir ve doğumdan sonra normal seviyesine döner.
Şeker: Besleyici gıdalar yerine şekerli yiyeceklere yönelmenizin size ve bebeğe hiç bir faydası olmayacaktır. Daha besleyici yiyecekleri tercih etmelisiniz. Tatlı tabağınızı her zaman küçük tutun.
Tuz: Çok fazla veya çok az tuz kullanmak çeşitli problemlere yol açabilir. Örneğin hiç tuz kullanmamak hamileliğin son döneminde sıkça görülen vücutta su tutmayı önleyebilir. Sadece çok az tuz serpin ve cips gibi çok tuzlu yiyeceklerden kaçının
Kahve, çay ve gazlı içecekler: Sağlıklı bir hamilenin bunların hiç birisine ihtiyacı yoktur. Bu gıdalar kafein ve doğal olmayan tatlandırıcılar içerir. Eğer canınız çok istiyorsa günde sadece 1-2 bardak ile sınırlı kalın.
GEBELİKTE BESLENME
29/8/2008 · Kategori: gebelikde beslenme
Gebelikte Beslenme
1 - Bol bol süt için
Pek çok anne adayı, bebeğin kalsiyum ihtiyacının anne karnında başladığını bilir.Anne karnında gelişen bebeğin, güçlü kemiklerle doğması ve sağlam dişlerinin olabilmesi kalsiyuma bağlıdır.Ama kalsiyumun yararları yalnızca bunlarla sınırlı değil.Bebeğin sağlıklı sinir sistemi, kalp ve kas yapısı için de gereklidir.Tıpkı kendimiz gibi, gelişimini hızla devam ettiren bebeğinizin kalp atım ritminin normal olması ayrıca kan pıhtılaşma sisteminin düzgün şekilde gelişmesi de kalsiyum alımına bağlıdır.Araştırmalar, gebelik sırasında saatte 13 miligram ya da başka bir deyişle günde 250-300 miligram kalsiyumun plasentadan geçerek bebeğe gittiğini ortaya koyuyor.
Bu verilere göre, bebeğinizin doğduğu anda vücudunda 25 bin miligram kalsiyum bunuyor. Bu miktar dünyaya yeni gelen bebeğinizin sağlıklı kemik, diş, kalp ve sinir sistemi için iyi bir başlangıç kabul ediliyor.
Ancak anne adaylarının bilmesi gereken en önemli nokta; bebeğin, vücudunda bulunan bu kalsiyumun tek kaynağının anne olduğu. Siz hamilelik döneminde yeterli kalsiyum almazsanız bile bebeğiniz kendi gelişimi için ihtiyaç duyduğu kalsiyumu büyük oranda sizden alacaktır.Vücudunuzda ve kemiklerinizde bulunan kalsiyum bebeğe aktarıldığından, kendi sağlığınız risk altına girecektir. Bu durumda ortaya çıkan kalsiyum açığınız anne olduktan sonraki dönemlerde çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşmanız demektir.
Yukarı Kalsiyum nedir?
Kalsiyum kemiklerin ana yapısında bulunan ve güçlü kalmasını sağlayan bir mineral.Ancak kalsiyumun yararı sadece kemikleri güçlendirmek değil.Kalbin düzenli atması, kan pıhtılaşma sisteminizin düzenli işlemesi, sinirlerin sağlıklı çalışması ve kasların düzgün fonksiyon girmesi de kalsiyumla sağlanıyor.
Yukarı Kalsiyum vücutta nerede bulunur?
Vücuttaki kalsiyumun %99 u kemik ve dişlerde bulunuyor.Geriye kalan % 1 i kan ve yumuşak dokularda bulunuyor.Ancak yüzde 1 gibi az görünen bu oran son derece hayati bir önem taşıyor. Yukarıda sayılan sağlık fonksiyonları bu küçük oran sayesinde sağlanıyor.
Yukarı Kanda bulunan kalsiyumu nasıl sağlarız?
Kanda dolaşan kalsiyum yiyeceklerden ve kemikten sağlanıyor.Eğer kandaki kalsiyum miktarı azalırsa, kemiklerde bulunan kalsiyum kana karışarak dolaşıma geçer.Besinlerle yeterli kalsiyum sağlayamadığında kemiklerdeki kalsiyum azalır.Bu durum, uzun vadede kemiklerde zayıflama ve güçsüzlüğe yol açar.
Osteoporoz yani kemik erimesinin nedeni kalsiyum eksikliği midir? Kemikler statik ve ölü dokular değildir.Bu görevleri yerine getirebilmek için sürekli değişim halinde olan dinamik ve canlı dokulardır.Eğer besinler yoluyla yeterli kalsiyum alınmazsa kemiklerde yıkım hızlanır ve vücut gerek duyduğu kalsiyumu kemiklerden sağlar.Bu durum devam ettiğinde kalsiyum eksikliğine bağlı olarak kemikler zayıflar ve kırılgan hale gelir.Bu durum osteoporoz olarak adlandırılır.İlerleyen yaşlarda özellikle menapoz sonrası kemiklerde eğrilme ve kırılma olarak kendini gösterir.
Kalsiyumun başka yararları da var Kalsiyum çok önemli bir mineral. Araştırmalar kalsiyumun bilinenlerin yanı sıra farklı yararlarını da ortaya çıkarıyor. 2000 yılının Kasım ayı Amerikan Epidemiyoloji dergisinde yayınlanan ve Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Dr.Hertz-Picciotto tarafından yapılan bir araştırmada, hamilelikleri sırasında yeteri kadar kalsiyum almayan kadınların kanlarında bebeğe zarar verebilecek bazı maddelerin yükseldiğini ortaya koyuyor.Bu zararlı maddelerden en önemlisi; kurşun.
Araştırmada kanında kalsiyum düzeyi düşük olan kadınlarda kurşun seviyelerinin yükseldiği gözlemlenmiş.Bu durum özellikle hamileliğin ikinci yarısında daha belirgin hale geliyor.Vücuttaki kurşunun % 95’i kemiklerde bulunuyor.Uzmanlar kanda kurşun yüksekliğinin, annenin ileriki dönemlerde kemik erimesi sorunuyla karşılaşabileceğinin belirtisi olacağını ileri sürüyorlar.Ayrıca anne, bu nedenle kalp, dolaşım ve sinir sisteminde sorunlarla yaşayabiliyor.
Kanada’da 1996 yılında yapılan ve 1966-1994 yılları arasında konu ile ilgili yapılmış tüm bilimsel çalışmaların sonuçlarını bir arada değerlendiren başka bir araştırma, yeterli kalsiyum alan anne adaylarının hamilelik sırasında görülen preeklampsi (gebeliğe bağlı yüksek tansiyon) riskini azalttığını ortaya koyuyor.
Kalsiyumun doğumun daha rahat geçmesini sağladığını ileri süren bazı uzmanlar, gözlemlerine dayanarak hamileliğin son dönemlerinde kalsiyum alımının doğum sancılarının daha az hissedilmesini sağladığını düşünüyorlar.
Eğer kanda kalsiyum düzeyiniz düşükse, doğum sonrası kanama riskinizin artabileceğini bilmelisiniz.
Günlük almanız gereken kalsiyum Uzmanlar, yetişkin bir insanın günde bin miligram kalsiyum alması gerektiğini belirtiyorlar.Yaş ilerledikçe kalsiyuma olan ihtiyaç artıyor.50 yaşın üstündekilerde bu miktar bin 2000 miligrama çıkıyor.Hamilelik döneminde bu gereksinim, normalden 500-1000 miligram daha fazla.Anne adaylarının günde 1500-2000 miligram kalsiyum alması gerekiyor. Ülkemizde sık aralıklarla doğum yapılması gerçeğinden yola çıkarak, bu durumdaki anne adayların ileride kemik erime riskiyle karşılaşmaması için daha fazla kalsiyum alınmasının gerektiği belirtiyorlar.Sık aralıklarla hamile kalınması sadece kalsiyum açısından değil, vücudun kendini toparlaması açısından da sakıncalı bir durum.Hamilelik sırasında meydana gelen değişikliklerin normale dönmesi ve annenin tam olarak sağlıklı bir duruma gelmesi için iki hamilelik arasında en az 2 yıl olması gerekiyor.Ancak 2 yıldan önce yaşanan hamilelik sırasında annenin fazladan kalsiyuma ihtiyacı yok.
Uzmanlar, ikiz bebeği olacak annelerin alacağı kalsiyum miktarının iki katına çıkarılmasının gerekmediğini belirtiyorlar.
Hamilelikte gerek duyulan miktarın düzenli olarak alınması, dengeli ve sağlıklı bir beslenme, genelde sorun yaşanmasını engelliyor.
Yukarı Yeterli kalsiyum nasıl alınır?
Uzmanlar kalsiyum için gerekli kalsiyumu besinlerden sağladığımızı belirtiyorlar. Süt ve süt ürünleri (peynir,yoğurt gibi) dışında çeşitli sebzelerden de yararlanabiliyoruz.Toplum olarak şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz.Dört mevsim, sebzeler soframızda yerini alabiliyor.Ayrıca süt ürünleri yada başka bir deyişle yoğurt ve peynir beslenmemizin temel unsurlarından.Bir de süt ile yapılan tatlıları düşününce, kalsiyum açısından oldukça zengin seçeneklerimiz olduğu söylenebilir.
Araştırmalar, kalsiyum düzeylerinin toplumları beslenme alışkanlıkları ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.Özellikle kırmızı etin, karbonatlı içeceklerin sık alındığı gelişmiş toplumlarda kalsiyum eksikliği önemli bir sorun.
Çünkü kırmızı et ve karbonatlı içeceklerde bulunan yüksek orandaki fosfor, kalsiyumun, sindirim sisteminden emilimini engelleyici bir etki yaratıyor…Benzer şekilde yağlar içinde bulunan çinko da diyet ile alınan kalsiyumun etkili bir şekilde kullanılmasını engelliyor.İşlenmiş besinlerin içinde bulunan bazı kimyasal maddelerde yine kalsiyum emilimi üzerinde etkili olabiliyor.
Özellikle fast food tarzı yüksek yağ ve kırmızı et içeren bir beslenme alışkanlığının yanı sıra kolalı içeceklerde fazla miktarda tüketildiğinde yeterli kalsiyum alınsa bile vücut bu kalsiyumu kullanamıyor.
Şanslı bir coğrafyada yaşasak bile tüm dünyada yaşanan globalleşme toplumumuzun beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor.Katkı maddeleri, kolalı, yağlı yiyecekler soframızda daha fazla yer alıyor.Yalnızca kalsiyum açısından değil, dengeli ve sağlıklı bir beslenme için soframızda yer alacak yiyecekleri seçerken daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor.Uzmanlar, günde 2 ya da 3 bardak süt içilmediği zaman yeterli miktarda kalsiyum alınmadığından bahsediyor.Hamilelik sırasında süt ürünlerine yönelmemiz tek başına yeterli sayılmıyor.Hatta doktorun verdiği vitamin haplarından alıyor olmanız da sizi bu sorumluluktan kurtarmayabilir.Çünkü bu haplar yaklaşık 300-400 miligram olması gerektiğini unutmamalısınız.Hamilelik döneminde kalsiyum açığını kapatmanız için öncelikle beslenmenize çok dikkat etmeniz, besinlerden yeterli kalsiyum almanız gerekiyor.Eğer beslenme yoluyla yeterince kalsiyum alamıyorsanız, uzman doktorunuzun önerisiyle kalsiyum hapları alabilirsiniz.
Yukarı 2 - Hamilelikte Vitamin Hapları Kullanımı:
Hamileliğim sırasında vitamin hapı kullanmalı mıyım? Sorusunun cevabını pek çok anne merak eder. Anne adayları, aldıkları besinlerden sağladıkları vitaminlerin karnındaki bebeğin gelişimi için yeterli olduğundan amin olamazlar. Çoğu kez vitamin hapları, pratik ve güvenilir bir çözüm olarak görünür. Oysa bilim dünyasında vitamin haplarının kullanımı her zaman tartışmalı bir konu olarak çıkıyor karşımıza.
Amerika’da Ulusal Bilimler Akademisi’nde yapılan toplantılarda tüm gebeler için rutin vitamin hapı kullanımını desteklenmesi için yeterince kanıt olmadığını ileri sürüyor. Akademi belirli vitamin ve minerallerin hapla verilmesinin her gebe için yararlı olup olmadığı konusunun daha fazla araştırılması gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden gebeliği takip eden hekimin her gebenin diyetini dikkatle değerlendirilmesi ve ancak diyette belirlenen bir eksiklik varsa vitamin verilmesini öneriyor. Ancak bazı özel durumlarda Rutin vitamin eklenmesi gerekiyor. Vejetaryenlerde (Hayvansal gıda almayanlar) dahil olmak üzere beslenmesi riskli olanlar, karnında birden fazla bebek taşıyanlar, sigara içenler ve alkol kullananlar özel durum tablosuna giriyor.
Genel olarak sağlıklı gebelerin kendileri ve bebekleri için gerekli tüm ihtiyaçları besinlerle alabilecekleri görüşü yaygın. Ancak, bu değerlendirme yapılırken besinlerde bulunan vitamin ve minerallerden maksimum düzeyde faydalanıldığı düşüncesinden hareket ediliyor. Ne var ki, yiyecekleri saklama, hazırlama, pişirme süreçlerinde vitaminlerin değer kaybetmesi gibi değişiklikleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bazı araştırmacılar; “Gebe bir kadın, yemeklerin vitamin ve minerallerinin korunarak hazırlandığı bir laboratuarda yaşasa, aldığı günlük miktar kesin olarak ölçülse, hiçbir zaman telaş içinde yemek yemese yada yiyemeyecek kadar bulantısı olmasa ve gebeliğin yüksek riskli grubuna girmeyeceğinden emin olsa bu doğrudur” diyerek bu yaygın görüşe karşı çıkıyorlar. Onlara göre şartlar ne kadar ideal olsa da günlük yaşamda gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçlarını tamamen besinlerle karşılayabilecekleri görüşüne kuşkuyla yaklaştıklarından mutlaka vitamin haplarıyla desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar.
Doğal vitamin depoları; besinler Bilim dünyası vitamin haplarının rutin olarak kullanılması gerektiğini tartışırken anne adaylarının dikkatli olması gereken durumlar var. Hiçbir hap ne kadar tam olursa olsun, iyi ve sağlıklı beslenmenin yerini tutamaz. Vitamin ve minerallerin çoğu besinlerle alınır. Çünkü bu beden için en etkili kullanım yoludur. Taze besinler bizim bildiğimiz ve hap içinde sentez yapılabilenler dışında, henüz keşfedilmemiş ama vücut için gerekli yapıları barındırıyor olabilir.Örneğin 30 yıl önce doğum öncesi verilen haplar, bugün sağlık için çok önemli olduğunu bildiğimiz çinko ve diğer mineralleri içermiyordu ama bunlar kepekli ekmek de her zaman vardı ve gebeler bu ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı. Ayrıca doğal besinler lif, su, kalori ve proteini bol miktarda içerirler ki bunların hiçbiri bir hapa sığdırılamaz.
Yukarı Bir hapın içinde neler bulunur?
Doğum öncesi önerilen vitamin ve mineral karışımları için tam olarak saptanmış bir standart yoktur. Bir hekim olarak genel destekleyici bir hap yazar, bu da üstün olduğu düşünülen bir formüldür. Bir vitamin hapında bulunun değerler ortalama şunlara dikkat etmek gerekiyor;
• 4000-5000 IU (Uluslar arası birim)’ dan fazla A vitamini içermesin. 10.000 IU’dan fazlası toksit etki yapabilir.
• D vitamini miktarı 400 IU’dan fazla olmamalıdır.
• 200-300 mg kalsiyum olmalıdır.Yüksek kalsiyumlu besinler yemiyorsanız, günlük önerilen doz olan 1200 mg’a ulaşmak için ek hap içmeniz gerekebilir.Demir hapıyla birlikte 250 mg kalsiyum ve 25 mg magnezyumdan fazlasını almayın.Çünkü bu iki mineral demir emilimiyle etkileşir.Daha büyük dozları demir hapından 2 saat önce veya sonra almak gerekir.
• Günlük önerilen dozlar; C vitamini için 70 mg, tiamine için 1.5 mg, riboflavin için 1.6 mg, B& vitamini için 2.6 mg, B12 vitamini için 2.2 mg, E vitamini için 10 mg dır.Hapların çoğu bunun 2-3 katı dozlar içerir. Bu vitaminler için yüksek dozların zararı etkisi yoktur.
• Çinko için önerilen günlük doz yaklaşık 15 mg, demir için 130 mg elementeldir. Eğer kansızlığınız varsa daha fazla demir verilebilir. Çinko içeren her karışımda bakır bulunması zorunludur. Çünkü çinko bakırın emilimiyle etkileşerek bu minerale olan gereksinimi artırır. Demir içeren bir karışımda da çinko ve bakır bulunması zorunludur. Çinko ayrıca yüksek dozda kalsiyum (1200-1500 mg) alıyorsanız da gereklidir.
Fazla vitamin alımından kaçınılmalı Önemli bir nokta da fazla vitamin kullanımının vücutta olumsuz etkiler yaratmasıdır. Vitamin ve mineraller yüksek dozda alındığında vücutta ilaç etkisi yaparlar. Bu yüzden onlara da ilaç gibi yaklaşmak gerekir. Toplumumuzda ilaç kullanımının bilinçsiz olması, kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanma alışkanlığı vitamin kullanımında da kendini gösteriyor. Oysa tablet yada şurup biçiminde yani ilaç gibi tüketilen vitamin ve mineraller de doktorun önerisi ve kontrolü altında kullanılmalı. Örneğin A, D vitaminleri önerilen dozun üzerinde alındığında toksik etkiler yapabilir. Günlük dozun ötesinde alının her vitamin ve mineral kompleksi yararın yanında yüksek risk oluşturabilir. Günlük kullanımdan fazlasını almak tehlikelidir. Uzmanlar, gebelikte önemli olanın öncelikle dengeli ve yeterli beslenme olduğunu belirtiyorlar. Her gün düzenli olarak vitamin hapı kullanılmasının dengeli beslenmenin yerini tutmayacağını söyleyen uzmanlar, ek vitamin alınmasının olası beslenme yetersizliğine karşı bir sigorta niteliğinde olduğunu belirtiyorlar. Gebelik bulantı ve kusmalarından dolayı beslenmenin ve iştahın ciddi biçimde etkilendiği durumlarda sağlıklı bir beslenme programı uygulanamıyorsa doktor tarafından vitamin hapı kullanımı gerekli görülebilir.
Doktorunuz gebelik testlerinizin sonucuna göre de ek bir vitamin takviyesi önerebilir. Özellikle ülkemizde demir eksikliğine bağlı anemi sık rastlanan bir durum. Bu nedenle kadın doğum uzmanları gebelik takibini yaptığı anne adayına demir prepatı önermektedir.
Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr